Profine Group Sahibi ve CEO’su Dr. Peter MROSIK: “Türkiye’de Kömmerling Markasını Büyütmeye Geldim ve Kalıcı Olacağım”
PVC pencere profil sektörünün küresel devlerinden Kömmerling - Profine Group’un Sahibi ve CEO’su Dr. Peter MROSIK ‘in özel davetiyle bir araya geldiğimiz keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.
Almanya’dan Türkiye’ye gelen Dr. MROSIK ile Kömmerling’in Türkiye yapılanmasını, pazar dinamiklerini ve heyecan uyandıran 2027 yatırım hedeflerini konuştuk. Bu özel buluşma için Dr. Peter MROSIK ‘e ve Kömmerling - Profine ekibine teşekkür ediyoruz.

Öncelikle Türkiye’ye hoş geldiniz. Nazik davetiniz ve bizlere verdiğiniz röportajınız için de ayrıca teşekkür ederiz. Kömmerling markasının Türkiye yapılanmasından ve yatırımlarından bahsedebilir misiniz?
Teşekkür ederim. Türkiye pazarının çok büyük bir pazar olduğunu hepimiz biliyoruz. Dengeler her zaman aynı gitmese de, burası bizim için önemli bir pazar. Bu nedenle Türkiye’ye yatırım yaptık ve bu yatırımlarımızın gerisi de gelecektir. Fakat elbette gerekli şartlara da bakmamız gerekiyor.

Profine’nın Türkiye’deki yapılanmasını da dinlemek isteriz.
Kurgu olarak, Profine Türkiye’nin Ceo’su Alper DEMİRCİOĞLU’dur. Ondan sonra Meltem SUNGUR var. İkisi yönetimdedir. Alper Bey, Profine Türkiye’nin sözcü Ceo’sudur. Tepe yönetim olarak da yine Alper Bey’le Lojistik Müdürü’müz Göksel BOZAĞA var. Kendilerini buradaki yapılanmamızda sağ kolum olarak görüyorum.
Kömmerling Türkiye olarak gerçekleştirdiğiniz satış faaliyetleriniz hakkında neler söylemek isterseniz?
Hem yatırımcı olduğum hem pozitif düşündüğüm için, bugün elde ettiğimden memnun kalamam; her zaman büyümeyi, daha iyi olmayı arzu ederim. Ama Kömmerling’in Türkiye’deki pazara girmesini konuşacaksak, memnunum. Pazar zor da olsa, çok düşük cirolarla başladığımız için şu an pazarda büyüyoruz. Bugün için 60 kişilik bir ekibim var burada. Gidişata göre daha da büyüyeceğiz. Bundan ilerisini pozitif görüyorum.
Marka değerinizi korumak adına bayilik çalışmalarınızda nelere dikkat ediyorsunuz?
Kriterlerimiz var. Bunları bayi seçimlerinde uyguluyoruz. Yani satış yapmak için herkese bayilik vermiyoruz. Markamız kaliteli bir ürün olduğu için, bayimizin de bizim kalite düşüncemizle aynı kalitede düşünmesini bekliyoruz. Bir de tabi bayinin müşteriye verdiği servis, hizmet çok önemli. Ona göre bir ekibinin, prensiplerinin olması gerekiyor. Ve elbette büyüme konusunda aynı vizyonu paylaşmalıyız.
Diğer yandan, devamlılık konusunda bayilerimizden de uzun vadede düşünme vizyonu bekliyoruz. Köklü bayilikler seçiyoruz. Tercih ederken de bölgesel bayilik vermeyi daha çok tercih ediyoruz ki bayi pazarını etkilemiyoruz ve bayinin de büyümesini sağlıyoruz. Örnekleri; Ankara, İstanbul, Bursa ve Antalya’daki bayilerimiz.
Bayilerimizin marka bağlılıklarını önemsiyoruz. Bir ödül gezisi düzenleyeceğiz. Orada tüm bayilerimiz bir araya gelecek. Markayla bağlarını güçlendireceğiz; onlar da kendi fikirlerini bize sunacaklar. Nasıl daha iyi olabiliriz, hep birlikte konuşacağız. Yurt dışında zaten böyle gecelerimiz var. Türkiye’de de bunu gerçekleştireceğiz.


Sizce başarılı bir marka olmanın olmazsa olmazları nelerdir?
Kalite en büyük etkidir. Kalite olmazsa hiçbir başarı olmaz. En önemli noktalardan biri bu. İkincisi, inovasyon! Biz öncüyüz. Pencerenin iPhone’uyuz. Biz çıkartıyoruz ve diğerleri arkamızdan geliyor.
2026 yılını markanız ve sektörümüz açısından değerlendirebilir misiniz?
2026’nın ilk yarısına baktığımızda, onu da iki çeyreğe bölmemiz gerekiyor; savaştan önceki zaman ve savaştan sonraki zaman. Geçtiğimiz 2025 yılı ile kıyasladığımızda, ilk 2 ay çok çok iyi başladık. Ardından savaşla birlikte hammadde fiyatları da patladı. Satış fiyatlarında da haliyle artış olunca piyasa durdu.
2026’nın ikinci yarısında ise şu an kimse tam olarak tahminde bulunamıyor. 2025’in sonu ile kıyasladığımızda, pesimist olarak baktığımızda, yılı 2025 seviyelerinde kapatabiliriz. Ama tabi beklememiz gerekiyor. Tahmin etmek şu an zor.

2027 yılı hedef, plan ve beklentileriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
2027’ye geldiğimizde, oradaki tahminlerin zor olduğunu görüyoruz ama büyüme bekliyorum. 2027 yılında, PVC’nin yanında alüminyum sistemlerimizi de pazara sunacağız. Haliyle bu anlamda pazarda büyümeyi bekliyoruz. Bunları Münih’teki BAU fuarında pazara sunacağız. Bu noktada 2027’de beklentilerim yüksek.
Yakın zamanda organizasyon yapınızda bir değişime gittiğiniz konuşuldu. Türkiye’den çekileceğinize dair spekülatif haberler duyduk. Bu konuyu size sormak isteriz.
Her gittiğim ülkede bu tarz söylentiler başlangıçta oluyor. Türkiye’den memnunum. Ekibimden, Alper Bey’den, bütün müdürlerimden, işçilerimden memnunum. Türkiye’yi ülke olarak seviyorum. Hem ülke olarak seviyorum hem yemeklerini; hem buradaki işimi hem pazarı seviyorum. Söylenenlerin aslı yoktur. Türkiye’de markamı büyütmeye geldim ve kalıcı olacağım.
Değerli vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederiz. Son olarak eklemek istediğiniz bir konu var mıdır?
Çok teşekkür ediyorum buraya gelip bizimle yaptığınız bu röportaj için. Win&ARTProje ve ALU&Art Dergileri’nin Türkye’deki gücünü biliyoruz. Sizlerle görüşmek bizim için bir zevkti.
Türkiye’yi çok seviyorum. Türkiye’nin insanını çok seviyorum. Türkiye’nin gelişmesinde de katkım olursa bu beni çok gururlandırır. Türkiye iyi bir pencereyi, iyi bir markayı hak ediyor. O nedenle buradayım.
