Sektörel Yara: “Doğru Temsil Edilmek”
Aslında tüm sektörlerin sorunu doğru temsil edilmek… Biz Alüminyum pazarındayız ve bu sektörün temsilcileriyiz; onun için öncelikli olarak kendi sektörümüzü incelemek doğru olacak kanaatindeyim.
Şahsımı tanıyanlar bilir, bu sektörde yıllardır sektör adına iyi şeyler olsun diye savaş veririm. Elimden geldiğince her toplantıya gider, her talebi olanı dinlerim. Hiçbir zaman buradan gidecek bir yerim, bir makam beklentim, hasletim olmadı. Maddi bir süreç zaten olmaz; olamaz. Bu kurumlar, kısmen maddi kısmen manevi sizden beklentisi olan yerlerdir. Elbette şunu net şekilde söylerim; benim tek endişem gereksiz ve lüzumsuz bir süreçte bu koltuğu işgal etmek; hakkını verecek çalışmaların içerisinde olamamak.
Bu sektöre, o dönem birlikte çalıştığımız arkadaşlarımız ile bir araştırma merkezi kazandırdık. Bize ilginç şeyler söylediler, güldüler, bir anlamda alay ettiler. Sonra bir bakıyorum, bunu yapanlar bu merkezin tam göbeğine yerleşmiş, projelerine ortak olmuş, kendi yapıları gibi sahiplenmiş. İşte burada ayrılıyor bizim yollarımız. Çünkü biz bundan keyif alıyoruz, onlar başka duygular içinde.
Biz neden keyif alıyoruz? Her ne şartta olursa olsun yapılmış bir projeye destek verildiği için. Eleştirilse de, kabul edilemese de, bugün altına imza koyanlar bizi keyiflendiriyor.
Bir diğer süreç; sektörün temsil kabiliyeti. Biz Alüminyum sektöründe kiminle savaşıyoruz? Çin ile… Peki Çin bu süreci nasıl yönetiyor? Çin’in asıl gücü nereden geliyor? Hammaddeyi doğru yönetmesinden… Bunu devlet politikası yapmasından…
Biz derneği kurduk; Türkiye Alüminyum sektörü, ihracatta bir milyar yüz bin dolar ciroda. Bunu geliştirmek lazım ama sektör “demirdışı metaller“ grubunda değerlendiriliyor. Yani bir köşeye atılmış, hiç kimse ilgilenmiyor. O dönemde bizi tanıyanlar devlet kademesinden bir yardımda bulundular, kendimizi ifade etmek için TC. Cumhurbaşkanlığı 11. Beş Yıllık Kalkınma Planı Özel İhtisas Komitesi Üyesi olarak çalışmalara dahil edildik.
İlk toplantıda elbette bir sunum hakkı verdiler sektöre. Bizimle birlikte dahil edilen diğer dernek bizden eski ve köklü değerlendirildiği için ve başka süreçleri daha etkin yönettiği için o yapacaktı sunumu. Sunuma itiraz ettim. Veriler mesnetsiz, yanlış dedim; çünkü Alüminyum sektörünün verileri, envanteri yoktu; hâlâ da yok. Sadece ihracat ve ithalat rakamları ile bir şeyler oluşturulmaya çalışılıyor. Geri dönüşüm, ürün üzerinde farklı GTİP ile çıkan Alüminyum bilinmiyor, hesap edilemiyor. Bir envanter çalışmasını yapmak üzere destek talep ettik. O dönemde Kalkınma Bakanlığı kalkınca, bizim proje de havada kaldı. Hâlâ havada durmaya devam ediyor.
O zaman baktılar olmuyor, Alüminyum sektörünü ayırdılar. Bizimle birlikte mecburen Bakır sektörü de ayırıldı grup olarak. İşte o tarihte Alüminyum yavaş yavaş kendini anlatmaya başladı. Önemli oluşu, stratejik oluşu gibi özellikleri kabul görmeye başladı.
Biz bu çalımalar ile sektöre önem ve değer kazandırırken yanımızda maalesef kimse olmadı. Sonrasında yanımızda olması gerekenleri zorlamaya başladık; odalar, birlikler… Özellikle İTO’da temsiliyetimiz yok denecek halde idi. Kuyumcular, bakırcılar arasında git-gelli bir meclis süreci, meslek komitesi yapısı. Bunu ilk aşamada hallettik ve sektörümüzden direkt bir meclis üyesini İTO’ya verdik. Şimdi orada belirleyici hale geldik. Birliğimizde de aynı durum söz konusu idi. Orada da gerekli çalışmaları yaparak Alüminyum sektörü temsilci sayımızı artırdık. Bu sayıyı, birliğin ihracatının %60’ını yapan sektör olarak belirlemeye çalıştık. Bu birliğin başında bir alüminyumcu olması gerektiğini dile getirdik. Bu çok doğaldı, çünkü buradaki ağırlık ihracat bedeli dolayısı ile bütçeyi oluşturan bedelin ağırlığı bizden alınıyordu. Bugün hâlâ bizden alınıyor. Sektörün iyi niyetli yaklaşımları ile bu hep ertelendi. Bu dördüncü dönem; aynı süreç devam etti. Bu sürdürülebilir olmaktan da artık çıktı.
Bu dönem seçimlerinde birlikteki sandalye sayımız tam tersine beşten üçe düştü. Bir firmamız ihracat rakamları nedeni ile düştü, bir diğeri -bize aktarılan- kendi isteği ile ayrıldı. Şimdi ne oldu? Ambalaj sektöründen ve aksesuar sektöründen iki isim ile (bunlar ülkemizin ve sektörlerinin çok kıymetli isimleri elbette) Alüminyum temsil sayısı üç… Bu, sektörün daha az ihracatçı birlikleri imkânlarından faydalanması demek. Yapılacak mali kongrede bunu hep birlikte göreceğiz. Ne katkı vermişiz, karşılığında ne hizmet almışız; sadece maddi olarak değil program olarak da bakacağız elbette. Birlik her şeyi doğru ve hakkaniyetle yapacak, bundan şüphe yok. Ama biz sektör olarak bu temsil özelliğinden dolayı bunu alamayacağız.
Ne olmalı? “Birlikte Başkanlık” Alüminyum sektöründe olmalı, Alüminyum sektörü en az beş ve üzeri yönetim kurulu üyesi vermeli, Alüminyum sektörü “Kıymetli Metaller Birliği” olarak ayrılmalı. Bunlar için sektörün bir şekilde çalışmalara başlaması, bir dernek yöneticisi olarak tavsiyemdir. Her seferinde “olmaz, mevzuat uygun değil” gibi söylemler elbette oldu ve olacak; ama bu muhakkak denenmeli. Aksi halde demir dışı metallerde olduğu gibi on farklı meslekten oluşan birlik yapısı içinde de etkisiz kalmaya devam edeceğiz.
Diğer konu da; elbette Çin modelinden yola çıkarak “İthalat Birliği” oluşturulmalı. Çin bunu yapıyor. Dünya devi iki ekonomi Çin ve ABD, hammadde ve ithalat süreçlerini devlet politikası olarak benimsemiş ve takip ediyor. Biz onlardan büyük müyüz ki bunu yapmıyoruz?
Saygılarımla,
