osman gudu

Dikey Bahçeler İle Yaratılan Sahte Güzellikler

İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin büyük kentlerinde uygulanmakta olan yeni peyzaj düzenlemelerinde sınır tanımayan çözümler, beraberinde de ağır faturalar getirmekte. İmar yoğunluğunun arttığı, kent arazilerinin olağanüstü değer kazandığı günümüzde, bu sürekliliğe paralel bir davranışta kent yoğunluklarının artması ile devam etmekte. 

osmangudu53Ancak ne var ki, şehir planlarında öngörülen kamu alanları, donatı alanları ve yeşil alanların bu paralel sürece ayak uyduramadığı ve her geçen gün kentleri yaşanmaz hale getiren bir sonuca doğru gittiğini görüyoruz.

Ulaşım ağı içinde, yol kenar yeşil banlarının da, yeşil alana dâhil edilmesine rağmen İstanbul’da kişi başına düşen yeşil alan ancak 4.5 m2’yi bulmaktadır. Bu kullanılabilir alan olarak değerlendirilir ise, ancak 1.5 m2’yi bulmaktadır. Avrupa ortalamasının 12.5 m2 olduğu gerçeği ile bakıldığında gelecek açısından da son derece vahim sonuçlar bu günden görülmektedir. Bu gerçek çerçevesinde, büyük kentlerde şimdilerde yapılan, dikey bahçe uygulamaları ile kullanılan yeşil alan miktarı artırılmamakta, sadece kentlilerin görsel olarak taleplerini karşılayacak çözümler aranmaktadır. Yapılan bu çalışmaların değerlendirilmesi ele alındığında, son derece israf ve sürekliliği olmayan bu uygulamalar ile yerel yönetim bütçelerinin çok ciddi boyutu heba edilmektedir.


Ulaşım yolu ağı içinde istinat duvarlarının yol cephelerindeki düşey akslarında yapılan bu uygulamalarda yaşatılacak bitkiler için olağanüstü bir kaynak sarfiyatı ile çözümler üretilmiş ve her geçen gün yeni projelerle bu israfın devamı sağlanmıştır. Çelik konstrüksiyon üzerine PVC esaslı panoların giydirildiği, üzerine kalın keçelerin monte edilerek, bu keçeler üzerinde oluşturulan ceplere ekilen bitkilerin, ayrıca bu sisteme ilave olarak yapılan tesisat ile damlatma tekniği kullanılarak sulamalarının yapılması, keçelerin zaman içinde tüm bitki kökleri ile birleşerek bir taban oluşturması ve bu karma yapı içinde damlama tekniği ile beslenerek yaşaması, görsel olarak da bizlere hitap etmesi, ayrıca panonun alt ve üst bölümlerinin de çok kaliteli ahşap lambri ile kaplanması uygulanan proje olarak görülmektedir.

Bunun yanı sıra başka uygulamalarda da hasır çelik kafesler içine doldurulan küçük renkli taşlar ile kompozisyonlar oluşturup ara bölümlerinin bitki ve çiçekler ile donatılması. Bu ve buna benzer tüm uygulamalara bakıldığında sistemin yaşatılması için devamlı bakım ve yapay yollarla altlık oluşturulması gerekmektedir. Dış etkenlerin vereceği şartlar içinde, kullanılan ahşap lambri ve buna benzer malzemelerin kısa zaman içinde deforme olarak bozulacağı, proje kapsamında kullanılan bazı gereçlerinde aynı nedenler ile yok olacağı da göz önüne alınır ise bu projelerin ne kadar gereksiz ve zorlayıcı koşullar altında uygulandığını görmekteyiz.

Dikey bahçe projelerinin m2 maliyetlerinin ortalama 800.00TL olduğunu düşündüğümüzde bu eleştirilerimizin ne derece haklı olduğunu da görmekteyiz. Her uygulandığı alanda çok ciddi bir maliyetle yaptırılan bu dikey bahçeleri sorgulamamız gerekiyor. Önünden her gün geçerken sadece görselliği ile bizi etkileyen bu uygulamaların bizlerden alınan vergi ve harçlar ile yapıldığını, bu bedellerin kent yaşamına daha olumlu ve artı değer katan projelerde kullanılmasının gereği de gündeme getirilmelidir. Israrla uygulanan bu devamlılığı olmayan projelerin kimler tarafından hazırlandığı, ihale ile kimlere verildiği, dikey bahçe uygulamaları için Belediyelerin kasasından çıkan para miktarının ne olduğu ve bu paralar ile neler yapılabileceği mutlaka sorgulanmalıdır. Yaşadığımız kente sahip çıkmak sadece kentli gibi yaşamak ve kurallarına uymak olmamalıdır. Bizleri yönetenlerin yaptıklarını incelemek, uygulamalara karşı tepkileri dile getirmek de en önemli görevimizdir. Uyuyan veya uyutulan kentli olmak değil, yaşayan ve yaşamı sorgulayan kentli olmak gerekir. Yoksa bilimsellikten uzak uygulamaların yarattığı kentlere mahkûm yaşamakta bizlere verilen en ağır ceza olacaktır.

Instagram
Powered by OrdaSoft!